-->

21 Mayıs 2021 Cuma

author photo


Bugünkü Röportaj Konuğumuz, Reiki Okulu’nun ve Varoluş Dergimizin Kurucusu Sayın Hocamız İsmail Bülbül…

İsmail Bülbül Usui Reiki’nin dünyadaki sayılı üstatlarından. Kendisi 17.Işık seviyesinde Grand Master Teacher; Reiki ve Işık seviyeleri eğitimini Almanya’da almıştır ve yıllardır edindiği deneyim ve bilgiler ışığında Almanya’dan sonra, kurucusu olduğu Reiki Okulu’nda ülkemizde öğrenci yetiştirmeye devam ediyor. Reiki ve Işık Seviyelerine inisiyelerin yanı sıra kendi geliştirdiği tekniklerle Kişisel Terapi Seansları, Eğitim ve Grup Çalışmaları ve Bireysel Şifa Seansları yapıyor.  Kendisi ile benim tanışmam 2012 yılı başlarına denk geldi. İnsanların sizinle çıkar ilişkileri bittiğinde ne kadar değişebildiklerini; vefa, minnet, sadakat, saygı ve de dürüstlüğün sadece kitap kahramanlarında aranması gereken insani erdemler olduğunu kabullenmekte zorlandığım dönemde, kafamda binlerce tereddütle girdiğim ofisinden, değişmiş ve mutlu bir insan olarak çıkmıştım. 

Reiki’yi sonsuz bir derya olan Sufizmle birleştiren tek hoca olması, size hemen geçiveren pozitif enerjisi, spiritüel hemen her konudaki sınırsız bilgisi ve anlattıklarında hep Hz. Mevlana’dan örnekler vermesi beni çok etkilemişti. Kendisiyle Reiki’de ilerleyişim süresince; birlikte yaşadığımız tecrübelerdeki Allah vergisi manevi kabiliyetlerine hayranlığım sonsuz arttı. O’nun bizler ve tüm cevap arayanlar, hayatı sorgulayanlar için şu anda ulaşılabilir en doğru ve de gerçek kaynak olduğuna inancım sonsuz. Sorularımı hazırlamak için ‘Reiki İlahi Aydınlanma’ ve ‘Uyan’ kitaplarının üzerinden geçerken, röportajı gerçekleştirirken, sonradan yazıya çekmek için tekrar tekrar ses kayıtlarını dinlerken ve son olarak yazıya dökerken müthiş haz aldım ve yine yeniden çok şey öğrendim. İnşallah tüm okuyucularımızda bu sohbetvari röportajdan benim kadar memnun kalırlar. Kendisine tekrar sonsuz teşekkürler ve de saygılarımı sunuyorum, tüm her şey için…

Hocam bizler öğrencileriniz olarak sizi çok iyi tanıyoruz ama yeni okuyucularımız ya da bilmeyenler için sizin Reiki ile Almanya’daki tanışma sürecinizi anlatmanızı rica etsek? Siz bana birçok kez 17.seviyede olmanıza rağmen, en çok Reiki 1. seviyeden haz aldığınızı söylemiştiniz ve de bunun o zaman tam olarak 4 yıl sürdüğünü, o dönemki deneyimlerinizi paylaşabilir misiniz?

Ben Reiki ile 1997 yılında tanıştım. Yaşadığım Almanya’da o günlerde işlerim hiç de iyi gitmiyordu, müşterilerim sürekli azalıyordu, borçlar artmıştı ve kendimde bunun sonucu bunalıma girmiştim. İş yerime hep gelip giden 50 li yaşlarda bir hanımefendi vardı. Kendisinin 21 yaşında oğlu trafik kazasında vefat etmiş olmasına rağmen yüzü her zaman gülen bir kişiydi, o kötü olayı gözlerinden tek bir damla yaş gelmeden anlatırdı.  O bir gün bana ‘Senin Reiki alman lazım,’ dedi, ben de ‘İyi, tamam onu da alırız,’ diye kendisini cevapladım. Reiki’yi ben araştırmadan önce karate, tekvando gibi bir şey zannediyordum ama o bana Reiki ile tüm bunalımlarımdan kurtulacağımı, dertlerimin biteceğini ve de özgürleşeceğimi söylüyordu. Ben ise ‘Reiki benim işlerimi nasıl düzeltecek, borcumu nasıl ödeyecek,’ diye düşünüyordum, ‘Yoksa nasıl mutlu olabilirim ki?’ diyordum. 1 hafta sonrasına o hanımın hocasından randevu aldım ama o bir hafta gerçekten uykularım kaçtı; çünkü ben kendi kendime ‘Dinime aykırı bir şey mi yapıyorum, benim atalarım hep hoca ve de alim, dedem şeyh, yanlış bir şey mi yapıyorum Allah’ım?’ diye düşündüm. (Günümüzde de bazı kardeşlerimiz bu şekilde şüphe ediyorlar çünkü maalesef sağdan soldan Reiki’yi kötü ve cin işi diye anlatanlar oluyor, kimileri ise uzak doğu dinlerinden sayıyor. İşte ben o kardeşlerime diyorum ki hiç korkmasınlar çünkü ben o serüveni bizzat yaşadım.)

Ben gitmeden o bir hafta çok detaylı düşündüm ve o hafta gerçekten çok zor geçti sonra vakit geldi ve yolda giderken bana yine bir vesvese geldi, ‘Sen ne yapıyorsun?’ diye arabayı sağa çekip park ettim, ‘Sana dinin yetmiyor mu ki bunu yapıyorsun?’ Sonra kendime, ‘Hoca anlatır, hoşuma gitmezse yaptırmam, hoşuma giderse de niye yaptırmayayım ki?’ dedim. Adrese vardım, kapıda beni annem yaşlarındaki Marga Bayer karşıladı. Daha ilk görüşmemizde bana sarıldı, tabii ki ben çok şaşırdım. Sonra içeri alıp bitki çayı yaptı ve benim kendisine ilk sorum ‘Reiki nedir ki?’ oldu.  ‘Bunalımlarımdan kurtulacak mıyım, ne zaman bende bunlar olur, bunlar ben de ancak borcum ödenince olabilir,’ dedim.

‘Reiki borcunu ödemez, sen senden kaybolmuşsun, Reiki seni sana getirecek, Reiki seni sen yapacak,‘ dedi. O zaman bu cümleyi tam anlayamamıştım ama sonraki açılımlar/ farkındalıklar, derin uyanmalar daha doğrusu şeffaf uyanmalar gerçekleştikçe sevgili hocamın o gün bana söyledikleri; ben de daha bir detay ve mânâ kazanmaya başladı. Bana önce Reiki’yi anlattı ve anlattıkları kesinlikle benim Sufizm ile ilgi bildiklerimle hiç ters düşmüyordu, böylece daha da çok rahatladım.

Kendisi o zamanlarda Almanya’da yaşayan tek tük Masterlardandı. 1. Gün Aura yumuşatmaymış ama ben uyumlandım sandım, aman Allah’ım, beni üst kata çıkarttı orada uzandım, bana biraz geriden Reiki verdi, sonra elleriyle bugün sizlere öğrettiğim gibi eller bedenin önünde ve arkasında Reiki uygulaması yaptı ve ben dediğim gibi uyumlandım sandım. Ben daha ilk Aura yumuşatmasında uçuyordum. Daha ilk seferde kötü düşüncelerim gitti, yani ben artık eski ben değildim. 2. Gün aynı saatte yanına koşarak gittim, yine aynı işlemleri yaptı, o gün daha da iyi oldu, güzel oldu. Haz, hazlar üstü haz alıyordum. 3.Gün aynı işlemi yaptı ve ben tüm bunları sonradan anlayacaktım. 4.Gün beni Reiki uyumlaması yaptı ve sonrasında da bana bazı öğütleri oldu. Bedenen değil ama ruhen uçmaya başladım, o kadar hafifledim ki sizlere anlatamam. Bundan sonra bütün işlerim hallolmaya başladı, her şey olması gerektiği gibi mükemmel şekilde oldu. Reiki benim o gün kadim dostum, hatta en iyi arkadaşım oldu. Gerçekten de önümü açtı, her şeyi kolaylaştırdı bana. Rabbim’e ve kendi özüme nasıl gidileceğini öğretti.

Daha 18 yaşımdayken şimdilerde sahaflarda bulabileceğiniz bir kitap okumuştum, Necip Fazıl Kısakürek’in ‘Veliler Ordusundan 333’ ve ben bu kitabı okuduğumda velilerin ne kadar çile çektiklerini gördüm. ‘Allah’ım ne olur bu işi kolaylaştır, yolumu kolaylaştır,’ diye dualar ettim. Nitekim Rabbim bana o yolu Reiki ile kolaylaştırdı, ben ona ‘İlahi Aydınlanma’ diyorum.

Reiki’yi 19.yüzyılın ortalarında kendisi kâşif ve de seyyah olan Usui adında bir zat keşfetmiş ve o Reiki bugün bizlere kadar inisiyelerle aktarılmış. Bu uyumlanma ile geçen bir enerjidir, havadan gelen bir enerji değildir. Reiki bizlere kadar geldi Allah razı olsun. Reiki’yi duyan bazı insanlar hala onu uzak doğu sporu ya da uzak doğu dinlerinden birisi sanıyorlar. Halbuki Reiki’yi her din mensubu kullanabilir ve de aydınlanabilir. Tamamen uyumlanma ile geçen bir enerji şeklidir…

Benim Reiki 1’den sonra 4 sene boyunca ihtiyacım olmadı; yani Reiki 2’ye ihtiyaç duymadım. Durumumdan o kadar haz alıyordum ki, 2. aşamayı almayı istemedim. Ama arayışlarım devam etti, tüm sorgulamalarımın cevabını o 4 yılda buldum. ‘Neyim ben, dünya ne, rüyalar ne?…’ Ben ne olduysam Reiki 1’de oldum, bu yüzden Reiki 1 benim için hala çok önemlidir.

Avrupa’da o zamanki Reiki Master’ları dolaştım çünkü ben de fırtınalar kopuyordu, ama onlar benim arayış ve derdime çare olamadılar, onlara da şimdi teşekkür ediyorum; çünkü ondan sonra ben Mesnevi ile tanıştım. Mesnevi okuduktan sonra her şey tam oldu, her şey tam olarak yerli yerine oturdu. Rabbime binlerce şükürler olsun beni Mevlana ile tanıştırdığı için. O benim manevi Şeyh’im, yol gösterenim oldu. Bin teşekkür olsun Pir’ime…

Kimse endişe etmesin, Reiki ile dinden çıkılsa ben çoktan çıkmış olurdum. İmanım güçlendi, ben kendimi, Rabbimi ve özümü daha da iyi fark eder oldum…

Bu arada artık 4 yıl beklemeye gerek yok, ben sorgulamalarda arayışlarda olduğum için öyle sürdü. Biz Reiki’yi bugün Sufizm enerjisiyle veriyoruz, arınmalar ve yolculuk artık daha bir başka şekilde oluyor, kimsenin bu yüzden 4 yıl beklemesine gerek yok…

Reiki’nin kişinin kendi özüne açılan bir kapı olduğunu söylersiniz hep, biraz daha açar mısınız bunu hocam? Bu kapıyı açmak için sadece Reiki’ye doğru uyumlanmak kâfi midir?

Hep söylerim ya Reiki’nin gerçekten olmazsa olmazı ‘uyumlanma’ yani İnisiyedir. Kişi eğer doğru uyumlandıysa, doğru İnisiye aldıysa; Aura katmanları dengelenip kanalları açıldıysa, çakraları tertemiz olduysa, buna doğru uyumlanma, gerçek Reiki İnisiyesi diyoruz.

Ben kendim 13. Aşamaya ulaşana kadar danışanlarımı Reiki 1 için Marga hocamın (Marga Bayer) bana yaptığı şekilde, 4 seferde uyumladım. 3 gün aynı saatlerde auralarını yumuşattım ve 4. günde de uyumladım. Bu böyle olmalıdır. 13.aşamaya gelince sembolüyle ve frekansların güçlenmesiyle artık inisiyeyi tek bir seferde yapmaya başladım. Benim gibi 4 yıl beklemenize gerek yok, maksimum 5 ayda Reiki 2’yi alabilirsiniz; zaten kişi bunu kendinde anlayabilir, onun için buna kıstas koymak istemiyorum, şöyle olsun böyle olsun diye…

Kişiyi kendine açar Reiki, özüne açar, o kapıyı açan anahtardır Reiki, ama doğru uyumlanma olmazsa Allah korusun kişide dengesizlikler olur, ruhsal ve bedensel sorunlar olur, organlarda hastalıklar oluşabilir ya da zihinsel sorunlar sonucu depresyon, bunalım, ruhsal kapanma, kalbin kirlenmesi (kin, nefret, öfke duygularının oluşması ve artması) olabilir…

Lütfen ama lütfen sadece doğru uyumlanılırsa; Reiki’nin bize o kapıyı açacağını unutmayalım.

Doğru uyumlanma Sufizm’deki, ‘La İlahe İllallah’ kapısıdır ve biz o kapıyı Reiki ile açabiliyoruz bugün binlerce şükürler olsun, Reiki bize verilmiş en büyük hediyedir. Rabbimize şükürler olsun ki bizi buna layık gördü, bu hediyeyi verdi ve bize kadar ulaştı bu hediye…

Hocam bizler sizinle 2011 sonlarında tanışmış bir grubuz. Tabii ki bizden eski 2010 yılından da öğrencileriniz var, ben size o zamandan bugüne danışanlarınızda gözlemlediğiniz değişimleri soracağım. Yeni nesil bana biraz daha spiritüel konulara ilgili, çabuk adapte olan ve farkındalıkları çok daha açık olarak görünüyorlar, siz bana katılır mısınız? Reiki yolunda da daha mı çabuk ilerliyorlar?

Tabii ki biz o gün bugündür çoğalıyoruz, genişliyoruz, gençleşiyoruz, ama ayrım yapamam, onlar şöyle, eskiler şöyleydi diye bir ayrım yapamam. Herkesin gelişimi farklı oluyor, çünkü hepimiz farklı farklı karakter yapısındayız ve bu nedenden dolayı gelişimlerimiz farklı farklı oluyor, kimimiz dünyevi, kimimiz uhrevi yani rahmani olarak ilerliyoruz, kimimiz her iki bakımdan dengeli ilerliyoruz. Bu gibi konular artık gençlere yabancı gelmiyor, onlara yakın geldiği için bana gelen gençler artık iyice araştırıp, sorgulayıp ne olduğunu bilerek geliyorlar, körü körüne gelmiyorlar, ne olduğunu bilerek geliyorlar, yeni nesil bu yüzden daha çok hoşuma gidiyor, haklısın bu konuda Hakancığım.

Hocam öğrencilerin spiritüel yolda ilerlemelerinde doğuştan gelen özellik ve kabiliyetlerinin sizce payı nedir? ‘Çalışma ve kendini adamayla ilerlenebilecekler belirli bir noktaya kadardır, gerisi tamamen Allah vergisidir’ diyebilir miyiz?

Öğrencilerin spiritüel yolda ilerlemesi genler yoluyla da oluyor, ortaya çıkıyor. Anne babadan hatta 7 nesilden gelen genler yoluyla da belirlenebiliyor. Kişi hayatının başka dönemlerinde her şeyi deneyip sonunda bunu da deniyor ve de mutluluğu bunda buluyor; bu da genlerinde olduğu için. Hep söylerim ya NASİP işte, sana nasip olması da genlerin yoluyla. Varsa atalarından gelme bir şey mutlaka kurtulacaktır. Genler yoluyla negatif ve pozitif şeyler geliyor, bu da pozitif olanları.

İndigo gençlerin oluşmasına bir 10 yıl daha var ve onlar çok daha zeki, gelişmiş yani dimağ olarak gelişmiş olarak önümüze gelecekler ve çok güzel ilerleyecekler Allah’ın izniyle, şimdi bile 14 yaşındakileri uyumladığımda öyle sorular soruyorlar ki gerçekten şaşırıyorum.

Allah’ın sana lütfudur bu, Allah lütfederse ilerlersin, lütfetmezse de bir yerde takılır kalırsın.

Hocam Reiki’de IŞIK SEVİYELERİ özellikle bu yolda ilerlemeyi hedefleyenleri biraz tereddütte bırakan bir konu, rica etsek bu konuyu biraz açar mısınız? Özellikle hangi öğrencilerinize, manevi boyut olan IŞIK SEVİYE’lerinde ilerlemeyi hedeflemeyi tavsiye ediyorsunuz? Bu ilerleme nasıl ve hangi vadede olmalı?

Bu konu beni de zaman zaman üzen bir konudur. Öğrencilerim arasında herhangi bir ayrım yapamam. Onlar bana sorarlar ben de tatlı bir dille beklemelerini söylerim, bir şekilde henüz olgunlaşmadıklarını belirtirim, bazıları bunu anlamayabilir, bana küsebilir, darılabilir ama ne yapayım ki bu böyledir, beklenmesi gerekiyordur. Israr etmeyip bekleyenler de var, bekleyenlere veriyorum.

Ne olduğu belli olmayan, sembolleri dahi bizden farklı olan fakat adına Usui Reiki Işık Aşamaları denen ve 20. aşamaya geldiklerini söyleyenler var, onlara gitseniz hemen verirler. Bizim sahip olduğumuz ışık aşamalarının sembolleri farklıdır ve 17 sondur. Biz buna bir de Sufizm aşkı kattık.

Çok dünyevi olup, bunu kişisel etiket için isteyenler zaten hemen belli oluyor, zaten öyle olanların arınmaları da çok zor oluyor. Kişi kalbinden dünya isteklerini birazcık çıkarabilse; 5. ve 6. seviye daha iyi oturur. Buna karar verebilmek çok zor. Ben kendimden çok onları düşünüyorum. Bazıları bunu maddiyata vuruyor, ‘Parası neyse öderim’ gibi, ben bunu düşünseydim hepsine bu aşamaları verirdim. Hayır bu böyle değil ki! Bu çok büyük bir sorumluluk, benim vicdanım sen bu arınmaları yaşarken, negatif olurken nasıl rahat edecek?

İnternette Reiki diye aratınca 20. Seviye olduğunu iddia eden eğitmenler çıkıyor, hatta uzaktan, bir hafta sonunda birden fazla IŞIK aşamasına uyumlama garantisi bile veriyorlar, bu konuda sizin düşüncelerinizi alabilir miyiz? Siz hep ‘Hiç Reiki uyumlaması almamış kişiler, eksik uyumlama alan kişilerden daha iyi durumdadırlar,’ diye uyarırsınız öğrencilerinizi….

Işık aşamaları konusunda yukarıda açıkladığım gibidir. Uyanık olmalıyız bu konuda sen de bunları gördün, Reiki 1’den itibaren bizimle başladın, devam ettin. Aşamaların zamanla tam oturmasını gerektiğini kendin bizzat gördün, maşallah 6. Seviye Grandmaster oldun, bunların tam oturması gerektiğini sen kendinde gözlemledin. Ancak ondan sonra bir diğer aşamanın alınabileceğini öğrendin…

O akımdakiler öyle aldılar; çünkü 20. Aşamaya 1 haftada geldiler ve şimdi de öyle veriyorlar, lütfen ama lütfen UYANALIM kendimize gelelim, biz bunu söylemedikçe de böyle oluyor galiba, artık söylememiz gerekiyor bence. İnşallah bu yazıyı, bu senin benimle yaptığın röportajı ihtiyacı olanlar da okuyacaklardır, bundan faydalanacaklardır. Her uyumlamanın bekleme süresi, zihinsel-ruhsal-bedensel bütünleşme süreci vardır. Lütfen uyanık olun kendinize gelin.

Ne olduğunu bilmediğiniz aşamalardan, grup halinde yapılan inisiyasyonlardan, eksik kalan inisiyasyonlardan, önüne ya da sonuna Reiki eklenen (Aşk Reikisi, Kavuşma Reikisi, Barışma Reikisi vs gibi) gerçek Reiki ile asla bağdaşmayan enerjilerden, diğer, kocaman kocaman vaatlerle sunulan sözde enerjilerden lütfen uzak duralım..

Hocam ‘Zihin gözü (3.göz)’ açma yolunda çok çalışma önerileri var yine internette, siz hep bunu zorlamamak gerektiğini, zamana bırakılmasını aksi halde zihnin insana oyunlar oynayabileceğini öğütlediniz bizlere, bir kez daha bu konudaki fikirlerinizi okuyucularımız için rica etsek…

Canım, böylesi durumlarda kişi Allah korusun şizofreniye kadar gidiyor, bunların hepsi hikaye, çünkü kimse kimsenin 3.gözünü manevi boyutta açamaz… Bu nasıl olur, kendiliğinden olur, tüm korkularından arındığında, sen kendi başınayken olur, başkasının müdahalesi ile değil.

Lütfen dikkat edelim ve bu tür şeylerden uzak duralım, herkes bunu bir para kazanma yolu olarak görüyor, soyut bir olay olduğu için ve kimse de anlamadığı için belki de oluyor sanıyorlar. Belki de zorlamayla zihnin gözü açılabiliyor ama gerçekte açılması gereken kalbin gözü olmalıdır. Zihin kalbin kontrolüne geçmelidir. Zihni-şeytani göz açılırsa olmayan şeyleri gösterir sana, bunlar da seni şizofreniye kadar götürür, aman tekrar dikkat diyorum canım…

Hocam siz hep ‘Astral Seyahatinde zihinle yapılanı değil, kalple yapılanı makbuldür,’ dediniz ilk tanıştığımızdan beri, bu konuyu özellikle meraklıları için biraz daha açar mısınız? Astral Seyahat üzerine onlarca kitap var, internette anlatılan metotlar, egzersizler, meditasyonda kullanılabilecek müzikler var, bunu başarmak gerçekten bu kadar kolay mıdır?

Astral seyahat, Aura görmek 3.Göz açmak hepsi zihni olan şeylerdir, kalbi olan şey de zaten bunlara ihtiyaç duymazsın, kalbi olan şey; şu an, şimdidir. Hiçbir yere gitmezsin, 3. Gözü açıp bir şey görmek istemezsin ki…  Zaten her şey sensindir, her şey sen oluverir bir anda, herhangi bir şeye ihtiyaç duymazsın. Kalbi olanda artık zâhirî boyutta değilsindir, artık tamamen bir bütünsündür her şeysindir ama aslında hiçbir şeysindir. Özün özüsündür artık, bunlara ihtiyaç bile duymazsın. Tüm bu yapılanlar hepsi zihni olan faaliyetlerdir, zihnin yaptığı faaliyetlerdir, insan belki bir ölçüde rahatlar. Zihinsel Astral Seyahat’te, ruhsal, bedensel ve zihinsel denge kayıpları olabilir, bunların tehlikeleri az değildir. Ben bu gibi şeylerden uzak durulmalı diyorum, her şey zamanı gelince olacaktır. O olma zamanı gelince zaten her şeyin bir hikaye olduğunu, bir oyun olduğunu fark edecek insan.

Bu gibi avunmalarla da yol alınır mı, alınır ama virajlarda yolda kalınır, bana kalırsa bu tür şeylerden uzak kalınmalı, çünkü bir noktadan sonra iş işten geçmiş olur.

Hocam zaman zaman düzenlediğiniz Online Zihinsel Arınma Programı’nı da burada biraz açar mısınız? Bir de Reiki uyumlamaları öncesi bana da uyguladığınız ve büyük fayda gördüğüm ‘Bilinçaltı Kodlama Terapisi’ ve de klasik ‘Reiki İnisiyeleri’ de birebir olmak koşuluyla; yine online yapılabiliyor değil mi?

Evet online yapılabilir ama onu da o şekilde yapmak çok maharet istiyor, bizim aşamalarımızda 13. aşamadan sonra, Reiki İnisiyeleri online ve uzaktan yapılabilir.

İlk zamanlarında sana Bilinçaltı Kodlama Terapisi uygulamıştık haklısın.  Zihinsel Arınma Programı’nı kişiler şimdi daha iyi anlamaya başladılar. Zihinsel Arınma Programı tek başına 4 seans almaktan daha da ekonomik oluyor ve orada artı çalışmalar da var.

2 günün programı ise şu şekilde (Zoom ile online yapılıyor) :

  1. Gün: Bilinçaltı Kodlama Terapisi (1.Seans) ile başlar. Affetme- Kendimizle Barışma (en önemlisi) – Kendini Kabullenme-Bilinçaltı Kodlama Terapisi (2.Seans) ile biter.
  2. Gün: Bilinçaltı Kodlama Terapisi (3.Seans) ile başlar. İçimizdeki Çocuk İle Buluşma – İlişkilerdeki Sorunları Şifalandırma – Bilinçaltı Kodlama Terapisi (4.Seans) – Dilek Çemberi Çalışması ile tamamlanır.

Burada artı çalışmalarda yapılmış oluyor, bireyselde yapamadığım şeyleri burada yapmış oluyorum. 2 günde tamamlanıyor ve her ay 1 defa yapıyoruz, ileride belki 2’ye çıkarabiliriz.

Kişi kendi ile barışmadığı sürece dünyada O’nunla barışmıyor ve dünya O’na kısmetini açmıyor. Kişi kendini sevmedikçe sevilmesi de ‘mümkün’ olmuyor, kişi kendini sevince özündeki sevgi ortaya çıkıyor, kişi ‘sevgi nedir’i bilecek ki başkalarını da öyle sevebilsin ve başkaları da onu sevsin. Kabullenmede de ben ne zaman kendimi kabullenirsem o zaman diğerleri de beni kabulleniyor. Affetmede de böyle, başkalarını affetmemekte, kişide öfke ve kin oluşturuyor ve bunun sonrasında hastalıklar oluşabiliyor. Burada kendimizi de, başkalarını da affediyoruz. İçimizdeki çocukla buluşmayınca da yarım kalıyoruz, hafif depresif ve melankolik kalıyoruz, geçmişte yaşadığımız negatif bir anımız bizi bilmeden tüm ömür negatifleştirebiliyor.  Hayatımızda ilişkilerimizin doğru dürüst yürümesi, eşimizle birbirimizi anlamamız için çok önemlidir. Aşk bir yere kadardır ve biter. Aşk evrilen bir duygudur; evrile evrile özünle yani Rabbinle bütünleşirsin…

Evlere kapalı olduğumuz ve artık bir an önce bitmesini arzuladığımız bu dönemde bize, okuyanlara son tavsiyelerinizi alabilir miyiz? Bu arada en son kitabınız UYAN benim için gerçekten spiritüel konularda Türkiye’de yazılmış en iyi kitaplardan, bu soruları hazırlamadan bu hafta sonu tekrar zevkle okudum, konuya meraklı tüm okuyucularımıza da şiddetle tavsiye ediyorum.

Evlere kapalı olduğumuz bu süreç gerçekten bizlere çok şey kazandırdı, herkesin kendi anlayışına göre somut ve soyut şeyler kazandık. Örneğin; somut olarak ben İstanbul’da olacaktım, evden ofise ofisten eve gidecektim, sınırlı insanla hem dem olacaktım, şimdi özgür oldum ve İzmir Urla’dayım. Online olarak çok kişiyle bağlantım oldu, önümüzdeki aylarda nerede olacağım bilmiyorum. Anadolu’yu gezmek istiyorum, bir yerde ev almak yerine kiralayarak gezmek istiyorum. Ben bu yönüyle pandemiye teşekkür etmek istiyorum, sizler de ailelerinizle bu dönemin tadını çıkarın.

Bu dönem bize özümüze dönmemiz için bir fırsat oldu, kendimizle, ailemizle ilgilenmemize ve zaman ayırmamıza sebep oldu. Ben, Rabbim bu yüzden bize bu hastalığı verdi diye düşünüyorum. Öz ile bir olabilmek için, yalan, dolan, kin, nefret, korku ve de kaygının bitmesi için bir fırsat oldu. Dersimizi aldık, artık öyle diyeceğiz. Bitmesinde değil, bitsin artık.

‘Bize bu hastalıkla büyük bir ders verdin, teşekkür ediyoruz, dersimizi aldık, öğreteceklerini de öğrendik, sana teşekkür ediyoruz ve artık seninle sevgiyle ayrılmak istiyoruz,‘ diyeceğiz.

Burada bağ koparmayı da anlatmak isterim, bir insana merhaba deyince bağ kurar, Allah’a ısmarladık deyince bu bağı koparırız, bağı koparmak işte bu kadar basittir. Bu yüzden bağ koparma vb. seanslara gitmeyin, çünkü bu iş bu kadar basittir.

Can hocam bu röportaj için çok teşekkür ederiz. Cevaplarınızın içinde gerçeği arayanlar için birçok SIR ve MANA gizli, inşallah bu arayanlara ulaşır diyorum, sevgi ve sağlıkla kalın… 

Ben teşekkür ederim canım. Bu ay dergimizin 50. baskısı. Dergimiz yazarlarını da tebrik ediyor ve hep bizimle olan okurlarımıza teşekkür ediyorum.

Röportaj: Hakan Özsoy, Mayıs 2021

İSMAİL BÜLBÜL DERGİ LİNKİ: https://varolus.com/ismailbulbul-roportaj/

Yazıda 0 Yorum Var


EmoticonEmoticon

Sonraki Yazı Next Post
Önceki Yazı Previous Post